Risale

An-Nazi'at46 ayet

An-Nazi'at

Page 583Mekki

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

179:1
s. 583

وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرْقًا

Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,

279:2
s. 583

وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشْطًا

Usulcacık çekenlere,

379:3
s. 583

وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبْحًا

Yüzüp yüzüp gidenlere,

479:4
s. 583

فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبْقًا

Yarışıp geçenlere,

579:5
s. 583

فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا

Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).

679:6
s. 583

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

O gün deprem sarsar,

779:7
s. 583

تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

Onu ikinci bir sarsıntı izler.

879:8
s. 583

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.

979:9
s. 583

أَبْصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةٌ

Gözler kalkmaz saygıdan.

1079:10
s. 583

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?

1179:11
s. 583

أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا نَّخِرَةً

"Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"

1279:12
s. 583

قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ

"Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.

1379:13
s. 583

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ

Fakat o bir tek haykırıştır.

1479:14
s. 583

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

Bir de bakarsın hepsi meydandadır.

1579:15
s. 583

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

Musa'nın haberi sana geldi mi?

1679:16
s. 584

إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:

1779:17
s. 584

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

"Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."

1879:18
s. 584

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

De ki: İster misin arınasın?

1979:19
s. 584

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.

2079:20
s. 584

فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.

2179:21
s. 584

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.

2279:22
s. 584

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

Sonra koşarak dönüp gitti.

2379:23
s. 584

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

Derken adamlarını topladı da bağırdı:

2479:24
s. 584

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

"Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.

2579:25
s. 584

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.

2679:26
s. 584

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ

Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.

2779:27
s. 584

ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا

Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.

2879:28
s. 584

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.

2979:29
s. 584

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.

3079:30
s. 584

وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.

3179:31
s. 584

أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

3279:32
s. 584

وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

Dağlarını oturttu.

3379:33
s. 584

مَتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ

Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.

3479:34
s. 584

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,

3579:35
s. 584

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ

O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,

3679:36
s. 584

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,

3779:37
s. 584

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

Artık her kim azgınlık etmiş,

3879:38
s. 584

وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

Ve dünya hayatını tercih etmişse,

3979:39
s. 584

فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.

4079:40
s. 584

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,

4179:41
s. 584

فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.

4279:42
s. 584

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.

4379:43
s. 584

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

Sen nerde, onu anlatmak nerde?!

4479:44
s. 584

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

Onun son ilmi Rabbine aittir.

4579:45
s. 584

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.

4679:46
s. 584

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.