Risale

At-Takwir29 ayet

At-Takwir

Page 586Mekki

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

181:1
s. 586

إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ

Güneş katlanıp dürüldüğünde,

281:2
s. 586

وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ

Yıldızlar bulandığında,

381:3
s. 586

وَإِذَا ٱلْجِبَالُ سُيِّرَتْ

Dağlar yürütüldüğünde,

481:4
s. 586

وَإِذَا ٱلْعِشَارُ عُطِّلَتْ

Kıyılmaz mallar bırakıldığında,

581:5
s. 586

وَإِذَا ٱلْوُحُوشُ حُشِرَتْ

Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,

681:6
s. 586

وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ

Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),

781:7
s. 586

وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتْ

Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),

881:8
s. 586

وَإِذَا ٱلْمَوْءُۥدَةُ سُئِلَتْ

Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,

981:9
s. 586

بِأَىِّ ذَنۢبٍ قُتِلَتْ

"Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.

1081:10
s. 586

وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتْ

Amel defterleri açıldığında,

1181:11
s. 586

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتْ

Gök sıyrılıp açıldığında,

1281:12
s. 586

وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ

Cehennem kızıştırıldığında,

1381:13
s. 586

وَإِذَا ٱلْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ

Ve cennet yaklaştırıldığında,

1481:14
s. 586

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّآ أَحْضَرَتْ

Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.

1581:15
s. 586

فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلْخُنَّسِ

Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),

1681:16
s. 586

ٱلْجَوَارِ ٱلْكُنَّسِ

O akıp akıp yuvasına gidenlere,

1781:17
s. 586

وَٱلَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ

Yöneldiği an geceye,

1881:18
s. 586

وَٱلصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ

Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,

1981:19
s. 586

إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.

2081:20
s. 586

ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلْعَرْشِ مَكِينٍ

O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.

2181:21
s. 586

مُّطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ

Orada ona itaat edilir, güvenilir.

2281:22
s. 586

وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍ

Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.

2381:23
s. 586

وَلَقَدْ رَءَاهُ بِٱلْأُفُقِ ٱلْمُبِينِ

Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.

2481:24
s. 586

وَمَا هُوَ عَلَى ٱلْغَيْبِ بِضَنِينٍ

O, gayb hakkında cimri de değildir.

2581:25
s. 586

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَـٰنٍ رَّجِيمٍ

O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.

2681:26
s. 586

فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ

Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?

2781:27
s. 586

إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ

O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,

2881:28
s. 586

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ

İçinizden doğru gitmek isteyenler için.

2981:29
s. 586

وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.