Risale

'Abasa42 ayet

'Abasa

Page 585Mekki

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

180:1
s. 585

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.

280:2
s. 585

أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ

Kendisine âmâ geldi, diye.

380:3
s. 585

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

Ne bilirsin, belki o temizlenecek?

480:4
s. 585

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ

Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.

580:5
s. 585

أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ

Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,

680:6
s. 585

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

Sen ona yöneliyorsun.

780:7
s. 585

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

Onun temizlenmemesinden sana ne?

880:8
s. 585

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ

Ama sana can atarak gelen,

980:9
s. 585

وَهُوَ يَخْشَىٰ

Allah'tan korkarak gelmişken,

1080:10
s. 585

فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ

Sen onunla ilgilenmiyorsun.

1180:11
s. 585

كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ

Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.

1280:12
s. 585

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Artık dileyen onu düşünür.

1380:13
s. 585

فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ

O, değerli sahifelerdedir.

1480:14
s. 585

مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ

Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.

1580:15
s. 585

بِأَيْدِى سَفَرَةٍ

Yazıcıların ellerindedir,

1680:16
s. 585

كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ

Değerli, iyi yazıcıların.

1780:17
s. 585

قُتِلَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ

O kahrolası insan, ne nankör şey.

1880:18
s. 585

مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ

O yaratan onu hangi şeyden yarattı?

1980:19
s. 585

مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ

Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.

2080:20
s. 585

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ

Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.

2180:21
s. 585

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ

Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.

2280:22
s. 585

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ

Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.

2380:23
s. 585

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ

Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi,

2480:24
s. 585

فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ

Bir de o insan yiyeceğine baksın.

2580:25
s. 585

أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا

Biz o suyu bol bol döktük.

2680:26
s. 585

ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا

Sonra toprağı nasıl da yardık.

2780:27
s. 585

فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا

Bu suretle orada ekinler bitirdik.

2880:28
s. 585

وَعِنَبًا وَقَضْبًا

Üzümler, yoncalar,

2980:29
s. 585

وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا

Zeytinlikler, hurmalıklar,

3080:30
s. 585

وَحَدَآئِقَ غُلْبًا

İri ve sık ağaçlı bahçeler,

3180:31
s. 585

وَفَـٰكِهَةً وَأَبًّا

Meyveler, çayırlar bitirdik.

3280:32
s. 585

مَّتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ

Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.

3380:33
s. 585

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ

Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,

3480:34
s. 585

يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ

O gün kişi kaçar, kardeşinden...

3580:35
s. 585

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ

Anasından, babasından..

3680:36
s. 585

وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ

Eşinden ve oğullarından.

3780:37
s. 585

لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ

Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.

3880:38
s. 585

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ

Yüzler var ki, o gün parıl parıl,

3980:39
s. 585

ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ

Güler, sevinir.

4080:40
s. 585

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ

Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,

4180:41
s. 585

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ

Onları karanlık bürümüş,

4280:42
s. 585

أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ

İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.